Mevlana’nın “Ya olduğun gibi görün ya göründüğün gibi ol” ne güzel de bir söz. Bu söz, sadece bir dürüstlük çağrısı değil; insanın iç dünyası ile dış dünyaya sunduğu vitrin arasındaki uçurumu anlatıyor. Diğer bir ifadeyle, samimiyetin ve içtenliğin değerini anlatıyor. İnsanları tanıdıkça bu sözün anlamı daha iyi anlaşılıyor.
İnsan, çoğu zaman toplumsal onay mekanizmalarının etkisiyle kendine yapay kimlikler inşa eder. Beğenilme arzusu, dışlanma korkusu veya statü kaygısı bizi “olmadığımız biri” gibi davranmaya iter veya birilerini aşağıya çekerek olmadığımız gibi görünmeye çeker.
“Olduğun gibi görünmek”, içindeki fırtınayı veya huzuru saklamadan, maskelerin ardına sığınmadan var olabilme cesaretidir. Kişinin eksiklerini, fazlalıklarını ve en yalın halini kabullenmesidir. “Göründüğün gibi olmak” ise dışarıya verdiğin sözün, sergilediğin tavrın iç dünyanda bir karşılığının olmasıdır. Bu söz, aynı zamanda maskesiz yaşamı ve samimiyeti ifade eder.
Sonuç olarak, samimiyet ve içtenlik insanın kendi gerçeğine sadık kalmasıdır. Yaşam yolculuğunda en büyük başarı, aynaya baktığında gördüğün kişiyle insanların tanıdığı kişinin aynı olmasıdır. İyi insan olmanın temeli, insanın içinin ve dışının bir olmasıdır. Bu tutarlılık, kişiye hem özgüven hem de huzur kazandırır. Huzurunuz bol olsun!
