Nasıl bir Özgüven?

yazar:

kategori:

Özgüveni tavan yapmış, bilgisi eksik yada bilmediğini bilmeyenlerimiz, diğer tarafta özgüveni yüksek, bildiğininin farkında ama kibirli yada herkese yukarıdan bakanlarımız. Bu insanlardan toplumun her kesiminde çok var, hepimizin çevresinde var. Hangi özgüvenli daha iyi derseniz ikisi de sakıncalı, zararları çok yada faydası yok. O zaman nasıl bir özgüven? Bilgiye dayalı özgüvenli ama mütevazi, bilgisini paylaşan ve kullanan insanlar bu ülkeye lazım. Bilgiye dayalı olmayan özgüven, bilmediğini bilmemektir. Bu nedenle de eğitim sisteminin müfredatında merak etmek ve öğrenme isteğinin canlı tutulması önem kazanır. Bilgiye dayalı olmayan özgüvenli insanlar öğrenmeye başlayınca eksik bilgilerin farkına varırlar, özgüvenleri dibe vurmaya başlar. Ne zaman bilgi ile donatılırsa gerçek özgüvenleri tekrar oluşmaya başladığını görürüz. Öğrenmek hatta yaşam boyu öğrenmek insanı hem hayata bağlayacak hem de öğrendikçe daha çok şey bilmediğinin farkına varacaktır. Sokrates’in dediği gibi “Ben bir şey bilirim o da hiç bir şey bilmediğimi”. O da çok abartmış:) bir şeyler bilebiliriz, ama bilmediğimiz çok şey olduğunun da bilincinde olmalıyız.

Bilgiye sahip olup da özgüveni çok olan insanların diğer insanlara karşı takındıkları tavır da çok önemlidir. Kibirli olanlar veya mütevazi olmayanlar kendilerini çok beğenirler ve burunları genelde havadadır. Heryerde ahkam keserler ama bu dünyaya ilişkin öğrenecekleri çok şeyin olduğunu bilmezler, her şeyi bildiklerini sanırlar, birlikte çalışamazlar, uyum içinde de yaşayamazlar, tabi ki mutlu da olamazlar.

Sonuç olarak, merak ediyor, bilginin peşinden koşuyor, öğreniyor, öğrendiklerimizi paylaşıyor, değer yaratıyor, insanlara karşı kibar ve mütevazi olabiliyorsak toplumsal sorumluluğumuzu yerine getiriyoruz demektir. Uyum içinde birbirimizi dinleyerek ve anlayarak yaşayabiliriz. Ancak, bu özelliklere sahip insanların sayısını artırmak gerekiyor, eğitim müfredatında olması gereken kavramlar, kazanılması gereken değerler bunlardır. Ne yapmalıyız, sınav odaklı eğitimden vazgeçmeliyiz, proje odaklı, birlikte çalışarak değer yaratabilen, yaratılan değerleri ölçebilen bir eğitim modeli. Not peşinde, diploma peşinde, unvan veya makam peşinde koşmayan, topluma karşı sorumluluk sahibi, paylaşan, değer yaratan ve insanlara değer veren insan modeli. Kolay mı? Bence zor değil! Ne dersiniz?

“insanlar başaklara benzer, içleri boşken başları havadadır, doldukça eğilirler.” Montaigne