Yönetim Anlayışımız Geçmişte Kaldı!

yazar:

kategori:

En sonda söyleyeceğimi baştan söylemek istiyorum, alaylı yönetiyoruz yani sadece mevcut veya geleneksel iş bilgisiyle yönetiyoruz veya yönetiliyoruz. Maalesef, kamuda, özel sektörde, her yerde kötü yönetim kendini gösteriyor. Devlet yönetimi de, işletme veya bir topluluğu yönetmek de bilgi ister, yetenek ister tabi ki deneyim de ister, itaata değil liyakata dayalı yönetim anlayışı ister. Önüne gelen pozisyon almak için veya yetki, makam gücü kazanmak için yönetime soyunursa sonumuz böyle oluyor, böyle giderse daha da kötü olacağı apaçık ortada görünüyor. İş bilmek önemli, veriye dolayısıyla bilgiye dayalı karar vermek ve uygulamak daha da önemli. Karar vericilerimiz üniversite mezunu olsun veya olmasın bilgiye dayalı bir sistem ve liyakata dayalı ekibini kurmamışsa, öğrenmeye ve yeniliğe açık değilse sonuçları da hüsran oluyor. Günümüzde üniversitelerimizin mezun olan öğrencilerin büyük çoğunluğunun sadece diploma odaklı olarak mezun olduklarını bilen ve gören birisiyim. Böyle olunca kulaktan duyma bilgilerle veya mevcut sistemdeki kısmi bilgileriyle alınan kararları da rasyonel olmuyor yada problemleri çözmüyor. Daha da önemlisi olabilecek problemleri, önceden öngörebilmeleri ve proaktif kararlar alabilmeleri (risk yönetimi) hiç mümkün olmuyor. Bu yaklaşıma sahip yöneticilerimiz maalesef çok az ve bu yöntemleri kullanacak vizyoner yöneticilerimiz de yeterince yetişmiyor. Çözüm nedir? Üniversitelerimiz, özellikle yönetici mesleğini kazandıran işletme veya yönetim bilimi fakültelerimiz, eğitim programlarını güncellemelidir! Öğrencilerimizin vak’a ve problem çözümüne odaklı olarak teknik ve yönetimsel bilgilerle donatılmaları ve yeni teknolojilerin nimetlerinden, özellikle veri biliminden yararlanmaları sağlanmalıdır. Sınav sistemlerimiz, ezbere dayalı klasik ve test sınavlarını terk ederek proje üretimini ve ekip çalışmasını destekleyerek birlikte hareket etmektir. Birlikte çalışmanın formülü ise sportif, kültürel ve sosyal faaliyetleri kurumlara yerleştirmektir. Bunları uygulamanın zor ve daha çok emek vermek gerektirdiğini biliyorum. Önemli olan zoru başarmaktır! Çünkü; daha iyi ve huzurlu yaşamayı bu milletimiz hak ediyor…